Deontoloji, eylemin kendisi üzerinde yoğunlaşır. Görevler, yükümlülükler ve ilkelere odaklanarak Kararların “sonucunun iyi” olmasından ziyade karardaki “niyetin doğru” olmasını savunur. Esas olan mutluluk ya da fayda değil, mutluluğu hak etmek ve doğru olmaktır. Ahlaki davranış her koşulda ortaya konması gereken davranıştır.

Immanuel Kant ile ortaya çıkmış bir kavramdır. Kant, ideal durumu gösteren saf bir ahlak teorisi kurmaya çalışmıştır. Evrensel doğrular vardır. Ve bunlar zaman ve şartlara göre değişmez, iş ahlakı kesinlikle göreceli olamaz. Bazı şeyler sonuçları ne olursa olsun “kötü” eylemlerdir. Mesela, yalan söylemek, öldürmek, tecavüz etmek, işkence etmek, soykırım yapmak etik dışıdır.

Deontolojide sonuç önemli değildir. Bir eylemin sonucu olumlu olsa bile, bu eylem ilkesel olarak yanlış olabilir. Deontolojik yaklaşımda önemli olan “doğru” olanı yapmaktır. Niyet çok önemlidir.

Deontolojik yaklaşımın insan ve insana saygı odaklı hareket noktası, haklar teorisinin oluşmasını da sağlamıştır. Haklar teorisi; bireylerin yaşama, güvenlik, bilgilendirilme, özel yaşama saygı, vicdan özgürlüğü, özgür ifade, özel mülkiyet hakkı gibi belli temel hak ve özgürlüklerini tanımlamakta, bunların toplumsal ve iş yaşamında zarar görmemesini ve korunmasını öngörmektedir.

Faydacılığın ortaya çıktığı teleolojik yaklaşımda ise önemli olan “toplumun refahını artıracak şeyi” yapmaktır . Sonuçlara göre karar veren bir etik teorisidir. Yani, bir eylemin iyiliğini ve kötülüğünü, doğruluğunu ve yanlışlığını sonuçlarıyla saptar. Bir karar doğurduğu sonuçlara bakılarak etik veya etik dışı olarak nitelendirilir. Bir eylem kendi başına iyi ya da kötü değildir. O eylemi iyi ya da kötü yapan eylemin sonuçlarıdır. Mesela; Robin Hood’un yaptığı zenginlerden çalıp, çaldıklarını fakirlere vermesi teleolojik etik anlayışına göre etik bir davranıştır. Bu teorinin alt kuramları egoizm ve faydacılıktır.

Faydacılıkta ise; eğer sonuçlar herkesin veya çoğunluğun faydasına ise etiktir. Acıdan kaçınmayı ve mutluluğu arttırmayı öngörür. Faydacı yaklaşımda, daha büyük bir kötülükten kaçınmak için daha az kötü olan şeyler hoş görülebilir. Örneğin, kanser hastasına hastalığını söylemeyerek, yalan söylemek örnek olabilir.

Bir şeyin iyiliğine karar verirken, o eylemin sonucunda ortaya çıkacak iyiliğin kötülüğe oranına bakılır.

Toplumlar içerisinde inanç ve vicdanlardan kaynaklanan etik bazı değerler vardır. Faydacılık ise evrensel ahlak yasasını reddeden, bir şeyin doğru ve yanlışlığını sağladığı faydaya göre değerlendiren felsefi bir akımdır. Faydacılık akımı eylemde sadece faydayı ve mutluluğu esas alır.

Faydacılık akımının temel aldığı ilkeler ise aşağıdaki gibidir;

-Zevk ve mutluluk gerçek değeri olan temel kavramlardır.

-Eylemler mutluluğa katkı sağlıyorsa doğru, sağlamıyorsa yanlıştır.

-Herkesin mutluluğu eşit değerdedir.

Faydacı ahlak, faydayı toplumsal olarak değerlendirmez. Esas aldığı birim birey olarak insandır. Bireyin hazzı ve faydası bazen toplumların aleyhine olur. Aynı zamanda toplum içerisindeki bireylerin mutluluğu aynı anda mümkün olmayabilir.

Fayda veya haz ile toplumsal ahlak birçok durumda çelişmektedir. Bu durumda birçok ideoloji kişisel fayda yerine toplumsal faydayı esas almaktadır. Dinler de dâhil olmak üzere kişiler arasındaki ilişkiyi toplumsal değerler üzerine kurmak yaygındır.

İsmail MURSALLI