Neden İnsan Kaynakları?

nedenik“NEDEN …?” Ne güzel soru kalıbıdır değil mi? , Neden ile başlayıp herşeyi anlatmasını istersin karşındakinin. Neden’i yazdıktan sonra, yanına ne koysan yakışır tabiri caizse… Bana da son zamanlarda yaptığım iş görüşmelerinde sorulan en popüler soruların başında gelmektedir. Bundan dolayı, “Neden İnsan kaynakları?” ‘nı seçtiğim konusunda bir yazı yazmak istedim. Şimdi şöyle anlatmaya başlayayım hemen. Hayat bazen isteyerek, bazen de istemeyerek bizlerin yaşamlarına yön verir. İnsan kaynaklarını ilk anımsadığım an, üniversitenin 1.sınıfında katıldığım,  “CV Hazırlama ve Mülakat Teknikleri ” eğitimiydi. Bazı firmalardan gelen İK Uzmanları bu seminerde, CV hazırlamanın detaylarını, iş görüşmelerine nasıl gidilmesi gerektiğini, kısacası bu mesleğin adab-ı muaşeretine dair bilgilendirmelerini yaptıkları bir seminer programıydı. İçimden geçirdiğim, ne güzel ya, eğlenceli, iletişimi bol ve saygın bir meslek olmalı mesajını, ilk kez o an beynime göndermiştim. Aradan yıllar geçti, Her ne kadar liseden başlayarak, istemsiz tercihler ve sonrasında eğitim sisteminin de  yönlendirmeleriyle devam ettirdiği, Bilgi Teknolojileri konusunda üniversite eğitimlerimi tamamlasam da, içimden bir ses  yıllar önce beynime gönderdiğim o mesajı takip etmem hususunda sinyaller veriyordu. Şimdi bir soru gelecek sizden. “Eee arkadaş boşuna mı okudun bunca yıl?? o zaman ” Tabi ki Hayır, aksine  B.T. ‘de ki uzmanlığım, özellikle iş hayatında çok fazla işe yaradı ve yaramaya da devam etmekte… 

Ayrıca; eğitim anlamında çok yönlü kişisel ve teknik gelişim sağlamanın, her zaman daha faydalı olduğu görüşünü savunmaktayım. Ki bu çok yönlülük, hem iş hayatımda, hem de özel hayatımda bana farklı bakış açıları ve işin detaylarına farklı yönlerle çözümler üretebilme kabiliyeti kazandırdı. O yüzden inanın bana, aldığınız 5 dakikalık bir eğitimin bile katkısı hiç ummadığınız bir anda müthiş bir şekilde size geri dönebiliyor. Bu nedenle ömür boyu,

Öğrenin veee en önemlisi Öğretin. Korkmayın hiç bir şekilde eksilmezsiniz, değer kaybetmezsiniz… Paylaşın! 

 

” Bazen farklı anahtarlara sahip olmak zenginliktir. Biraz cebinizde ağırlık yaparlar, ama bu zorlu veya imkansız dediğiniz kapıları daha kolay açabilme fırsatını da size sağlayabilirler.” Bu nedenle kapınızın kilidi bozulduğunda hemen çilingir çağırmak yerine, cebinizde biriktirdiğiniz anahtarları deneyin. Kapınızı açabilecek doğru anahtar belki de cebinizde mevcuttur.  “

1) Ne Okudum? Ne Oldum?

Türkiye’de maalesef büyük bir çoğunluk, alanı dışında ki işlerde çalışmakta. Bir yazılım uzmanı satın alma da, bir mühendis  satışta, bir İngilizce öğretmeni insan kaynaklarında, bir iktisatçıyı da yazılım alanın da çalışırken görebilirsiniz… Aslında bu örnekleri çoğaltmak fazlasıyla mümkün. İş hayatına girdiyseniz gerçek tabloyu daha net gözlemleme şansına da zaten sahipsiniz. İşin şu noktası da ayrıca dikkat çekicidir. Okuduğu bölümü dışında mesleklerde çalışanlar, eğer yaptığı işlerden gerçekten zevk alıyor, hatta bu mesleğin eğitimini almış kişilerden, daha başarılı bir şekilde icra edebiliyorsa, burada alınan üniversite eğitiminin de, iş hayatına ne kadar katkı sağladığı konusunda, bazı gerçekler ister istemez kafamı kurcalıyor.

Aslında, üniversite okumakla, o mesleği iyi icra edebilmek ayrı yeteneklerdir. Burada diploma sahibi olmak teorik anlamda kişinin sadece işe girmesini sağlamasına rağmen, girdikten sonraki mesleki yeteneğin nasıl ortaya çıkarılacağı ve yönetileceğini keşfetmek asıl konudur. Bu yüzden sadece, ben bu işin eğitimini aldım, bu işi alaylıdan daha iyi yaparım diyerek, egosu bol bir yaklaşım içerisine sakın girmeyin. Bazı durumlarda yanılırsınız, yanıltırlar… 😉

meslek

Öğrencilerin “Haydi Hayırlısı!” diyerek başladıkları, öncelikle lise tercihleri ve sonrasında da üniversite tercihleri, şeklinde devam eden süreçlerde,  açıkça seçme şansı vermeden, kaderci ve  ne çıkarsa bahtıma sistemi ile okula yerleştirilmesi nedeniyle, baştan yapılan yanlış bir seçimin sonuçları, kişinin ömrü boyunca hatalarla devam etmesi gerçeğini doğuruyor. Bu kişilerden çok az bir kısmı risk alarak ya da önüne çıkan bazı fırsatları değerlendirerek, istediği alanda çalışmalarını gerçekleştirme imkanına sahip oluyor.

Öyle ki daha spesifik bölümlerden mezun olupta (doktor, avukat, eczacı vb. )  mesleğini sevmediği için, çok farklı sektörlerde çalışan kişilerle bile karşılaştım. Kısacası Türkiye’de iş memnuniyetsizliği her alanda var.  Ve şu bir gerçek ki eşinin dostunun, ailenin tavsiyesiyle meslek seçmek ve okumak, bir yerden sonra kişiye fayda yerine, zarar sağlamaktadır.

Ne zaman ki mesleğe göre iş seçme mantığından çıkıpta, işe göre meslek seçmeyi sağlayan bir eğitim sistemi bilincine ulaşabilirsek, işte o zaman “Neden?” sorusunu sormayı daha az ihtiyaç duyacaksanız sevgili meslektaşlarım ve arkadaşlarım…

2Neden İnsan Kaynakları? sorusuna kısaca cevabım ise şöyledir;

 

                                     “Aklım öyle istedi. Kalbim sevdi. Ruhum onayladı… “  

Şunu unutmayın, meslek seçiminde, bu 3 kriter olmazsa olmazdır. İşinizden memnun değilseniz risk almaktan ve denemekten asla korkmayın. Maceracı olun ve değişimi kendinizden başlatın…  😉

 

konfucyus-kariyervar

 

Yeni yazılarda görüşmek üzere…

 

İsmail MURSALLI

 

Not: Cevap yeterli gelmediyse bana ulaşabilirsiniz. 🙂

*Ayrıca İnsan Kaynakları alanında aktif olarak iş arayışım devam etmektedir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.