Ülkemizde Belgesel Programlarına Duyulan İlgi”sizlik”

Belgesel izlemeyi sevenler için maalesef, Türkiye’de imkanlar kısıtlı diyebilirim.Toplum olarak, kadın programlarına ve dizilere daha fazla talep olduğu için,  Belgesel tarzı programların yayınlanmasına da kanallar tarafından çok fazla sıcak bakılmıyor.Ülkemizde ağırlıklı olarak etkin öğrenme , sorgulama ve araştırma isteği yerine , maalesef komşusunun yaşayış tarzı,ünlü sanatçının aşk hayatı,zenginken fakirleşmiş adamın hikayesi,güzel mankenin yaşadığı hayal kırıklığı,genç şarkıcının sevgilisine aldığı pahalı hediyeler ve zengin kız fakir oğlan ya da tam tersi klasik yaşam hikayelerinin işlendiği diziler bizler için daha önem arz etmekte ve tercih edilmektedir.Evet tabi ki sadece bize özgü bir durum değil, birçok toplumda tartışmasız en çok izlenen programların konularını da bunlar oluşturmakta, fakat bunların hepsini çok güzel bir şekilde harmanlamayı başarmış ülkelerin olduğunu da bilmekte fayda olduğunu düşünüyorum.

 

Örneğin , bu konuda bize örnek olabilecek bir ülkeyi ele alalım.  Almanya’ yı belgesel yayınları açısından inceleyecek olursak; bu ülkede Ana haber bültenleri ortalama 20 Dk. sürmekte,içerik olarakta sadece ülke gündemi için çok önemli haberlerin ele alındığını belirtmek istiyorum.Aynı zamanda şiddet unsuru içeren haberlerin, çocukların ruh sağlığını bozucu hareket ve davranışların ulu orta açıkça haberlerde gösterilmesi de yasak. Bu bence yayıncılık açısından çok önemli,bizde aksine hepimizin bildiği gibi bu tür hareket ve davranışlar daha da üzerinde durularak,hatta canlandırılarak en ince ayrıntısına kadar gösterilmekte ve gençlere kötü örnek olmaktadır.

belgesel1-kariyervar

Ayrıca birçok kanalda , haber niteliği taşıyan,taşımayan her olay gösterilmekte ve duyurulmaktadır..Burada da tam olarak kendimize şu soruyu sormalıyız. Bu haberleri ben kendi isteğimle mi izliyorum? ,yoksa izlemek zorunda mı bırakılıyorum? Bu soruya kesin bir cevap vermemiz aslında çok zor ama tam olarak bu konuyu temele indirgeyecek olursak da , TV programlarında tercih edilen konularında tamamen eğitimle alakalı olduğu gerçeğine ulaşmış oluyoruz. Elbette  çok okuyan,araştıran,sorgulayan gelişmiş bir toplumun TV’de görmek istedikleri daha farklı;  sadece diploma için okuyan bir gençlik ,bana zararı olmasında ne yaparsa yapsın diyen bir mantık, şu yabancılar ne güzel icatlar yapıyor helal olsun diyen bir toplumun TV’de görmek istedikleri de daha farklı olacaktır. Ülkemizde ne verilirse onu izleriz biz, fikri hakim olmaktayken , gelişmiş toplumlarda biz ne almak istersek onu izleriz fikri hakim olmaktadır.Özellikle üzerinde durmak istediğim konuda, bu çok önemli iletişim aracını, televizyonu doğru bir amaca yönlendirmemiz ve etkin olarak kullanabilmemiz için, toplum olarak bir adım atmak ve bunu ülkemizde de topluma yararlı bir hale getirmeye çalışmaktır.

belgesel3-kariyervar

Peki bunu nasıl sağlayabiliriz ? sorusunun cevabı da aslında çok basit , sadece tek kelimeden oluşuyor. “EĞİTİM” . Fakat işin uygulanması aşamasında büyük bir zorluk ve sıkıntı çekiyoruz.. Haydi değiştirelim deyip Prime Time (televizyonların en cok izlendiği saat dilimi- 20.00 – 22.59 ) kuşağına sadece belgesel koymakla da bu işi tabi ki çözemeyiz. Öncelikle yeni nesil kuşağın yani şimdiki çocukları eğitirken okuyan,sorgulayan,araştıran bireyler olarak yetişmesini sağlamalıyız. Burada da öncelikle ailelere ,sonra da öğretmenlerimize büyük görevler düşüyor.Hiç farkına vardınız mı bilmiyorum ama, 80 sonu 90 lı yılların çocuklarına yıllarca belgesel ceza olarak izlettirildi.Nasıl mı? RTÜK bir kanal ceza aldığı zaman yerine belgesel koyuyordu.Bilinçaltımızda oluşturduğu etki ise ; belgesel izlemek gereksiz , vakit kaybı, sıkıcı… olarak yer bulmuştur. Ama geçte olsa bazı yanlışlarımızı görmek ve bunları düzeltmek  olumlu yönde katkı sağlamaktadır. Sakın yanlış anlamayın,burada yabancılar belgesel izliyor,bizde sürekli belgesel izleyelim şeklinde bir görüş ve öneri sunmuyorum.Sadece toplum olarak biraz daha seçici olmamız gerektiğinin altını çizmek  Ve sadece dizilerle yatıp kalktığımız monotonluğun farkına varıp, dizilere gösterdiğimiz  ilgi alakanın birazını gelecek için bizlere fayda sağlayacak projelere yer ayırmamız ve destek vermemiz gerektiği üzerinde durmak istiyorum.Son zamanlarda okullarda müfredata, Medya Okuryazarlığı dersinin konulmasını olumlu bir gelişme olarak görüyorum. Tabi öncelikle bu dersi verecek öğretmenlerin bu gerekliliklerin farkına varması ve eleştirel bakabilme yetisine sahip olması gerekmektedir. Hemen kısaca “Medya Okuryazarlığı Nedir?” sorusuna da cevap verecek olursak ;

Medya Okuryazarlığı; yazılı ve yazılı olmayan, büyük çeşitlilik gösteren formatlardaki (televizyon, video, sinema, reklâmlar, internet v.s.) mesajlara ulaşma, bunları çözümleme, değerlendirme ve iletme yeteneği kazanabilmek olarak tanımlanmaktadır.

belgesel5-kariyervar

Ayrıca devlet olarak araştırma,bilimsel faaliyetler,tarih,teknoloji,eğitim,… vb. konularda belgesel programları hazırlamak isteyenler için maddi ve manevi bazı kolaylıklar ve teşvikler sağlanması bu yönde ki girişimleri artıracağını düşünüyorum.

İkinci olarak ta ; Şuanda ülkemizde yer alan özel belgesel kanallarının hemen hemen hepsi şifreli olarak yayın yapmaktadır.Bunların hiç olmazsa bir iki tanesi bile , herkes tarafından izlenebilmesi için şifresiz olarak yayın yapması sağlanabilirse  toplum gelişimi için faydalı olacağını düşünüyorum.

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.