Tüm organizasyonları etkileyen Covid19 süreci, yetenek yönetiminin geleceğinde de köklü değişiklikler yaşanmasına neden olacaktır. Önümüzdeki aylarda organizasyonların yetenek stratejilerini tekrar gözden geçireceği, yeni normale uygun şekilde yeniden tanımlanacağı bir sürece girmeleri kaçınılmaz olacaktır.

Değişim aslında her noktada başladı. Covid19 salgını, insanları düşünmeye sevk eden bir dönem oldu. İnsanların, hedeflerini, amaçlarını, beklentilerini, kariyer haritalarını yeniden gözden geçiren, konfor alanında mutlu mesut yaşayanların kafasını kaldırıp pencereden dışarıya bakmasını sağlayan, zamanın tabiri caizse su gibi aktığını farkeden, değişimin ve tüketiminde beraberinde yeniden sorgulandığı bir sürece girmeyi sağladı. Süreci düzgün yönetemeyen ve doğru stratejiler ortaya koyamayan şirketler önümüzdeki aylarda varolan yeteneklerini de kaybetme riski gibi durumlarla karşılaşması muhtemel olacaktır.

Gözlemlerim doğrultusunda dikkate alınması gereken bazı konu başlıklarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

1.Değişim hızına açık olmalıyız . Her şey normale dönme açısından çok yavaş görünse de, aslında oldukça hızlı hareket etmektedir. Ve bu süreçte tıbbi tedaviler ve aşılar keşfedildikçe bu hızda beraberinde artacaktır. Organizasyonların ve bireylerin de bu değişime daha hızlı tepki vermeye hazır olmaları gerekmektedir.

2.Organizasyonlar işi “gittiğiniz yer” olarak değil “yaptığınız şey” olarak düşünmeye başlamak zorunda kalacaklar. COVID-19 ışığında işyerini yeniden tanımlayan şirketlerin bazıları bu konuda hızlıca aksiyon alarak değişime başladılar. Çalışanların aslında evden üretken olabileceğini keşfettiler. Bu, işyeri ve yetenek yönetimi hakkında düşünme şeklimizi de köklü olarak değiştirecek. Pahalı plazalar ve ofisler yerine home office çalışma düzeninin, bazı sektörlerde tamamiyle kalıcı hale geleceği düşünülmekte, genel olarak birçok şirketin haftada 1-2 gün evden çalışma şeklinde esnek bir yapıya dönüşeceği öngörülmektedir.

3.Dijital dönüşüm bir yetenek dönüşümüne bağlı olacak. Bugünlerde dijital dönüşümle ilgili uzmanlar tarafından bir sürü şey konuşulmakta ve açıklanmakta. Ancak dijital dönüşümü başlatabilmek ve sürekliliğini sağlayabilmek için, mevcut çalışanların da yapay zeka ve makine öğrenimi gibi konulara adaptasyon sağlaması, çalışmaya istekli olması gerektiğini de unutmayalım.

4.Teknoloji ve yapay zeka önemini korumaya devam edecek . Teknoloji etkin kullanıldığında muazzam bir değer yaratacaktır. Hayatımızı kolaylaştıracak teknolojik gelişmeler çoğalmaya devam edecek fakat insan etkileşiminin yerini hiçbir zaman tutmayacağını da unutmayalım. 🙂

5.İnsan Kaynakları ve iş liderleri çok çeşitli iş gücünü kucaklamak zorunda kalacaklar. Şirketler, geleneksel işe alım sürecinden daha fazlasını yapmaya hazırlanmalıdır. Sadece cinsiyet, ırk, yaş, din , dil vb. farklılıkların yönetimi değil, tam zamanlı, yarı zamanlı ve serbest (freelance) çalışanlarında dahil olduğu multi kültürel iş ortamları daha da yaygınlaşacaktır.


6.Teknoloji önemli olmakla birlikte, çalışanlar (yine de) işverenleriyle gurur duymak isteyecek ve kuruluşla uyumlu net bir amaca doğru hareket etmek önem arz edecektir. İşverenler sadece farklı bir işgücünü işe almaya açık olmakla kalmayacak , aynı zamanda iş ve süreç tasarlamada da gerçekten iyi olmaları gerekecektir. Z kuşağı, bağımsız hareket eden, aidiyet duygusu düşük gibi görünse de tutkulu, öğrenmeye ve gelişime açık, toplumsal konulara daha duyarlı bir kuşak iş hayatında olacaktır. Daha insan odaklı, çevreye ve doğaya daha saygılı , enerji yönetimi konusunda duyarlı, sosyal sorumluluk noktasında çalışanlarını ve iş çevresini destekleyen, insan hakları gibi konularda da sadece sözde değil, hayata da geçirebildiği projeleri olan şirketlerde çalışmaktan heyecan duyacaktır.

7.Kuruluşların yeni bir yetenek ekosistemine ihtiyacı olacaktır . Şirketler, yetenek çekmek için çalışan deneyimini farklılaştırması gerekecektir. Çalışan deneyimi söz konusu olduğunda çalışanlara güzel davranılmasını sağlamak önem arz edecektir. Sadece kendilerine değil onların ailelerini ve sevdiklerini de kapsamaktadır.
Tabi bu maddelerin hiçbiri bir gecede olabilecek konular değil. Fakat bu süreçler için Covid bir başlangıç ​​noktasıdır. Değişim her noktada başladı ve hızla devam edecek. Yazımı güzel bir Çin Atasözü ile sonlandırmak istiyorum.

“Değişim rüzgarı esmeye başlayınca bazıları duvar inşa eder, bazıları ise rüzgar değirmeni…”

Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle,

İsmail.