Covid-19 süreci ile birlikte, birçoğumuz için evden çalışmak, zorunluluk haline geldi. Şu zamanlarda, dünya genelinde havalarında ısınmasıyla birlikte, süreçler ne kadar esnetilse de, bu salgın tehlikesinin henüz bittiği anlamını taşımamaktadır. Muhtemelen sonbahara doğru yayılımın artacağı ve belki de yeniden evlere dönüş gibi bir süreci tekrar yaşamamız kaçınılmaz bir gerçek olabilir. Fakat bu süreçte, daha önce hiç denemediğimiz evden çalışma sürecinin de birçoğumuz için oldukça zor geçtiğini de belirtmeliyim. Belki işimize odaklanamadık, daha verimsiz çalıştık, gece gündüz kavramlarımız karıştı, yemek molalarımız yalan oldu, vakitsiz toplantılar atıldı, mailler cevaplandı, sabahlara kadar raporlar hazırlandı vb. derken ciddi anlamda ruhumuzu daraltan, içimizi sıkan bu büyük buhranı da beraberinde yaşadık. Bedenin kısıtlanması ve psikolojik olarak kendini özgür hissedememek birçok kişinin hayatını yeniden sorgulamasına neden oldu.

Peki bu sürecin en az 1-2 yıl daha devam edeceğini varsayacak olursak, hayatımızda yeni normal dediğimiz, bazı alışkanlıkları değiştirmemiz gerekliliğini de, beraberinde getireceğini inkar edemeyiz. Hatta bazı meslek grupları, bu süreç ile birlikte tamamiyle Home Office düzenine çoktan geçtiler.

Deneyimlerimden de yola çıkarak evde çalışırken üretken olmak ve işimize odaklanmak için işinize yarayabileceğini düşündüğüm bazı ipuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

1. Bunların normal zamanlar olmadığının farkında olun.

Büyük beklentilerin stresi, şu anda odaklanma yeteneğimize zarar verebilir. Kaygı, aynı zamanda bilinen bir üretkenlik kırıcı unsurdur. Öncelikle; işlerimizi yürütmenin ev ofis mantığında salonda, mutfakta ya da çocuk odasına kaydırmak için, ideal koşullarımızın olmadığını kabul etmeliyiz. Bu tarz krizlerde, iş olarak aşırı yük altında kalabiliriz, stres düzeyimiz oldukça artabilir ve dikkatimiz dağınık olabilir. Belki de bir “zoom/ teams” konferans görüşmesi yaparken, bir yandan çocuğumuzla ilgilenmek durumunda kalabiliriz ya da aile içinde ki sorumluluklarımızla, yemek yapmak, çöpü atmak, bulaşıkları yıkamak, temizlik yapmak gibi rutin işlerimiz ile ilgilenmek durumunda da kalabiliriz. Bunların bir noktada bitmese bile azalacağını, hayatımızın yeniden düzene gireceğini aklımızdan çıkarmamalıyız. Kendi içimizde, motivasyonumuzu kaybetmeyerek, kaygı ve stres düzeyimizi azaltmanın çözümünü bulmalıyız.

2. Akışınıza devam edin.

Ruhsal, fiziksel ve duygusal enerjimizi doğal akışına bırakarak çalışmalarımızı sürdürmeliyiz. Kendimizi yorgun ve uykulu hissettiğimizde asla görmezden gelmemeliyiz. Beynimiz mola verme zamanının geldiğini bize uyu, dinlen, vs. gibi süreçlerle her daim anlatmaktadır. Bu nedenle yorgunluk eşiğimizi de en iyi kendimiz bilmekteyiz.Mevcut uyku rutinimize sadık kalmalıyız. Bu eşiğe yaklaştığımızda da arkamıza yaslanıp enerjimizi yeniden kazanmayı asla unutmamalıyız, ara dinlenmeler ile çalışmamızı daha verimli hale getirebiliriz. 

3. Daha iyi molalar verin.

Üç – dört saat boyunca bir ekranla karşı karşıya kaldığımızı ve  bilgisayar başından hiç kalkmadığımızı , sonrasında kendimize on dakika kadar kısa bir ara dinlenme molası verdiğimizi düşünün. Peki bu mola süresinde genelde napıyoruz? Genelde hemen başka bir ekrana geçiyor ve akıllı telefonlarımızla ya da TV başında zamanımızı harcıyoruz. Bu beynimizi dinlendirmenin yolu asla olmamalıdır. Molalarınızda farklı şekilde vakit geçirmeye özen gösterin. Zihninizi dinlendirmek için; yürüyüşe çıkın, meditasyon yapın, müzik dinleyin, çevrenizi gözlemleyin ya da hiçbirşey yapmadan sadece gözlerinizi kapatın dinlendirin, dinlenin..

 

4. Dikkat dağıtan unsurları düzeltin.

Mailinizde gelen kutularınızı , bilgisayarınızı, ajandanızı veya sosyal medya hesaplarınızı düzenli ve sistematik olarak organize edin, arşivleyin, sıralayın. Birşeyi tekrar tekrar kontrol etmek, bir görevi başarıyla tamamlamak için gerekli olan, akışta tüm yaratıcılık durumunuzu sekteye uğratır. Bir işe başlamadan önce aklınızda olan yarım işlerinizi tamamlayın ve esas işinize öyle odaklanın. Birkaç saniye bile o işe geri dönmek odağınızı kaybetmenize ve tekrar en baştan başlamanıza neden olabilir. 

5. Daha uzun bir ara verin.

Sabahtan akşama kadar aynı rutinde devam etmeyin. Mümkün olduğunca ofiste çalıştığınız düzende ki; çalışma saatlerinizin sınırlarını uyum sağlayın. Öğle arası ya da gün sonunda sizi tamamen rutin dışına çıkaracak, daha uzun molalar vererek var olduğunuz döngüden uzaklaşmaya çalışın. Örneğin; yirmi dakikalık bir yürüyüş, ruh halinizi doğal olarak iyileştirerek , stres seviyenizin azalmasını sağlar ve vücudunuzda ki endorfin salınımını artırabilir. 

6. Ruh halinizi ve enerji seviyenizi takip edin.

Bir çalışma haftası boyunca kendinizi izleyin ve kendinize nasıl ayak uyduracağınızı öğrenmek için notlar alın. Amaç sadece çok iyi çalışıp iş bitirmek değil, aynı zamanda çalışma döngünüzün zaman içerisinde, tükenmişlik durumuna dönüşmesini önlemektir. Gün boyunca hangi  saatler içerisinde; daha iyi odaklanıp odaklanamadığınıza, içinde bulunduğunuz ruh halinize ve enerji seviyenize göre neler yaptığınıza dair notlar alabilirsiniz. Enerji ve ruh haliniz için 1-10 ölçeğini kullanabilirsiniz. Notlarınızı basit tutun, hangi durumlarda işten koptuğunuzu ve tekrar çalışmaya geri dönmenizin ne kadar sürdüğünü? Ne zaman birşeyler yiyip içmek için mola ihtiyacı hissettiğiniz gibi bilgileri not alın, bunu birkaç gün tekrar ederek , verilerinizi toplayın ve sonrasında kendinize özgü programınızı planlayın ve eyleme geçin.

Düşük ruh halinizi ve düşük enerji sürelerinizi iyileştirmek için ne gibi küçük değişiklikler yapabileceğinizi görün. Sizi daha fazla mutlu eden şeylere daha fazla zaman ayırabilirsiniz. Örneğin, daha fazla kahvaltı süresi, daha fazla meditasyon, güzel bir öğle yemeği, daha uzun bir yürüyüş, daha fazla egzersiz, daha fazla su içmek vb. şeyler olabilir. Gün içerisinde ki, yüksek ruh halinize ve yüksek enerji zamanlarınıza bakın ve programınızı değiştirip değiştiremeyeceğinizi görün. En zorladığınız ya da sıkıldığınız zorlu görevleri o zamanlara atayarak kendi enerjinizi dengeleyebilirsiniz. Küçük değişiklikler bile muazzam sonuçlar doğurabilir.

Kendinize iyi bakmak, işinizi yapma yeteneğinizle de ilgilenmek anlamına gelir. Bu nedenle hayattaki en önemli şeyin siz olduğunu asla unutmayın. 

Sağlıklı ve Mutlu Günler Dilerim,

Başka bir yazıda görüşmek üzere.

İsmail Mursallı.